‘Varlık’ı olanla yine ‘barış’ arıyoruz

'Haberler' forumunda Admin tarafından 2 Temmuz 2016 tarihinde açılan konu

  1. Admin

    Admin Administrator Site Yetkilisi

    Türklerin, özellikle yurtdışındaki varlıklarını ülkeye çekmek için uygulanan varlık barışı bir kez daha gündeme geldi. Yeni yasa tasarısı özellikle vergisiz olması ve karapara vurgusuyla eleştiriliyor.

    Temelde, özellikle kriz yıllarının sorunlarını aşma ve yeni finansal kaynaklar bulma amacını taşıyan ‘varlık barışı’ türü düzenlemeler, birçok tartışmayı da beraberinde getiriyor. Örneğin ilk düzenleme önce varlık barışı liderliğine oynayan daha sonra vergi borcunu ödemeyenler listesine giren Ali Türkan gibi isimleri popüler ekonomik kültürümüze kazandırdı. Bu nedenle halen TBMM’de yasalaşmayı bekleyen yeni düzenlemenin ışığında bu ‘barış’a gözatmak faydalı.

    109654.jpg

    İlki yurtiçini de kapsadı

    ► İlk uygulamalar ne zaman çıkarıldı?

    İlk varlık barışı uygulaması, 5811 sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun ile 22 Kasım 2008’de kabul edildi. 2 Mart 2009’de sona eren başvurusu süresi, Temmuz 2009’da uygulamaya giren ikinci varlık barışıyla o yılın sonuna kadar uzatıldı. Ayrıca daha sonra çıkarılan 6111 sayılı Yasa’yla da 5811 sayılı Yasa kapsamında beyan edilen yurtdışında bulunan varlıklarını süresi içinde Türkiye’ye getiremeyen mükelleflere, 2 Mayıs 2011’e kadar ek süre verildi. Bu düzenlemenin en önemli özelliği yurtiçindeki vatandaşları da kapsamasıydı. İlgili kanunla başvuranlardan yurtiçi varlıklar için yüzde 5, yurtdışı varlıklar için yüzde 2 vergi alındı. Sadece yurtdışı varlıkları kapsayan varlık barışı ise 29 Mayıs 2013’te 6486 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununa eklenen geçici 85’inci maddeyle yürürlüğe girdi. Bunda da yüzde 2 vergi uygulaması vardı.

    ► Ne tür varlıkları kapsadı?

    2008 ve 2013 yılıyla ilgili varlık barışı düzenlemeleri gerçek veya tüzel kişilere ait olup yurt dışında bulunan para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının ekonomiye kazandırılması ve taşınmazların kayda alınmasını hedefl edi. 2008 yılıyla ilgili düzenleme ayrıca yurt içinde bulunan ancak, işletmelerin öz kaynakları içinde yer almayan bu türden varlıkların sermaye olarak konulması suretiyle işletmelerin sermaye yapılarının güçlendirilmesini de hedefliyordu.

    ► Ne tür sonuçlar elde edildi?

    Özellikle son dönem uygulanan varlık barışlarından tatmin edici sonuçlar alınamadı. Dayanağını 5811 sayılı Yasa’dan alan ve uygulaması 2009 sonunda biten ilk iki varlık barışıyla ilgili Gelir İdaresi Başkanlığı’nın internet sitesinde açıkladığı sonuçlara göre (10 Şubat 2010 itibariyle) toplamda 64 bin 567 beyannameyle 48,3 milyar liralık matrah elde edildi. Hesaplanan ve ödenmesi gereken vergi ise 1,6 milyar lira hesapladı. Öte yandan bu barış sayesinde elde edilen toplam matrahın 20,4 milyar liralık kısmı ise yurtiçinde ikamet eden kişiler tarafından beyan edildi. Bu kesim için hesaplanan vergi de 1 milyar liranın üstündeydi. 1,6 milyar liralık toplam verginin yüzde 60’ının tahsil edildiği tahmin ediliyor. 2013 yılı içinde kabul edilen ve bir kez uzatmayla aynı yılın ekim ayında başvurusu sona eren üçüncü varlık barışı uygulamasının sonuçlarını Gelir İdaresi henüz yayınlamadı. Ancak 2013 sonunda dönemin Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in açıklamasına göre toplam 69,8 milyar liralık varlık beyan edildi. Bu kapsamda 1,4 milyar lira vergi tahakkuk ettirildi

    ► Beyanlarda neler var?

    Yine GİB’in açıkladığı 5811 sayılı Yasa’ya dayanan varlık barışının detayların göre beyanların yüzde 29,2’si ‘TL’, yüzde 51,5’i ‘döviz’ olarak bildirildi. Ayrıca beyanların yüzde 6,7’si ‘altın’, yüzde 6,4’ü ‘menkul sermaye’, yüzde 6,2’si ‘taşınmaz’ şeklinde oldu.

    ► Son düzenlemenin özellikleri?

    Halen TBMM olan ve TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen yeni varlık barışına göre gerçek ve tüzel kişilerce yurtdışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları 31 Aralık 2016 tarihine kadar Türkiye’deki banka veya aracı kurumlara bildirilecek. Alacaklar ve rayiç bedeliyle taşınmazlar yine 31 Aralık’a kadar Türk Lirası cinsinden vergi dairelerine beyan edilecek. Gerçek ve tüzel kişiler bu varlıkları, diğer kişilerin nam veya hesabına bildirim veya beyanda bulunabilecek. Bildirim ve beyan halinde vergi incelemesi, vergi tarhiyatı, soruşturma ve kovuşturma yapılmayacak. Yurtdışından getirilen bu varlıklar, işletmelerin kanuni defterlerine kaydedilebilecek. Ancak bu kez bu varlıklara vergi uygulaması yapılmayacak.

    Karapara tartışması yapılıyor

    ► TBMM’de nasıl tartışmalar oldu?

    Yeni varlık barışının Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki görüşmeleri gerilim dolu geçti. Bu düzenlemenin öncekilerden daha ağır olduğuna işaret eden Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, “Biz dışarıdan temiz parayı istiyoruz. Biz hiçbir ilave koruma zırh da sağlamıyoruz. Çünkü gelen para dünya sistem içinde olan para. Karapara diye bir şey olamaz” derken, Maliye Bakanı Naci Ağbal, düzenlemenin kişilere mutlak manada soruşturma koruması getirmediğini vurguladı. MHP Milletvekili Erhan Usta ise “Bu düzenleme ülkeyi karapara cenneti haline getirir. Bu paraların da ülke ekonomisine bir katkısı olmaz. Bizi de uluslararası piyasalarda daha da zor duruma düşürür” yorumunu yaptı. CHP Milletvekili Zekeriya Temizel’in ise “Gelebilecek bu paradan dolayı başımız belaya girer” vurgusu dikkat çekti.

    ► Uzmanlar hangi noktaları eleştiriyor?

    KPMG Türkiye Vergi Bölümü Başkanı Abdulkadir Kahraman yeni düzenlemeyle ilgili şunları söyledi: “Hiç vergi almadan sadece varlık beyanı vergi aff ı olarak nasıl adlandırılabilir? Bu şekilde çıkarılan bir yasa Anayasa’ya göre bir vatandaşlık ödevi olan gelire göre vergi verme veya mali güce göre vergi ödeme ilkesine aykırılık olmayacak mı? Zaten beyan dışı kalan bir varlık hiçbir mali yük ödenmeden yasalaşırsa vergi adaleti işe bağdaşmaz. Bu şekilde çıkan bir yasayı ‘sorumlu vergicilik’ yaklaşımı ile bağdaştırmıyoruz.” ‘Makul oran’ vurgusu yapan Kahraman vergisiz bir barışın vergiye gönüllü uyum sağlamış vatandaşlar için büyük bir demotivasyon kaynağı olacağını da düşünüyor. Vergi uzmanı ve Dünya Gazetesi’nin yazarlarından Dr. Bumin Doğrusöz’ün 28 Haziran’daki yazısında yer alan şu vurgu da dikkat çekici: “(…) Kıymetlerin veya değerlerin kanunun yayımı tarihinde veya beyan/ bildirim tarihinde yurtdışında mevcut olduğunu tevsik zorunluluğu da maddede yok. Bu nedenle Tasarı, bir miktar dövizin (örneğin kayıtdışı hasılatı) yurtdışına götürülüp, sonra getirilmesine yol açma ihtimali vardır. Özellikle yurtiçi kayıtdışı hasılatını kayda almak isteyenlerin bu yola gitme ihtimallerine de dikkat etmek gerekiyor.”

    Dünyada benzer uygulamalar var

    KPMG Türkiye Vergi Bölümü Başkanı Abdulkadir Kahraman’ın verdiği bilgiye göre vergi afl arı ve özellikle yurtdışındaki varlıklara ilişkin afl ar sadece Türkiye’de değil gelişmiş ve gelişmekte olan bütün ekonomilerde, özellikle 2000’li yılardan sonra sık uygulandı. Örneğin İtalya, İspanya, ABD ve hatta vergi bilinci yoğun Almanya’da bile bu yapıldı. ABD 2009 yılında pişmanlık veya gönüllü beyanla 5 milyar dolar vergi geliri elde etti. Benzer şekilde İspanya 2012 yılında yurtdışında bulundurulan ve beyan edilmeyen varlıkları pişmanlık veya görünüşlü beyanla yüzde 10 gibi bir oranla vergi aff ı getirdi. İtalya 2001-2003 arasında ve 2009 yılında iki kez varlık barışı yaptı. 2009 yılındakinde beyan edilen tutar üzerinden yüzde 5 vergi alarak 80 milyar dolar varlığın beyan edilmesine ve 4 milyar dolar vergi elde edilmesini sağladı.

    30’a yakın af uygulandı

    Türkiye ekonomisi, özellikle 1960’lardan bu yana çok sayıda vergi affı, varlık barışı gibi uygulamalara sahne oldu. Bu düzenlemelerin önemli bir kısmı kriz yıllarının ardından yaşanan tahribatın etkilerini azaltma, bir kısmı da sürekli cari açık veren ülkeye yeni kaynak bulunması amacıyla yapıldı. KPMG Türkiye Ortağı Emre Akın’ın bir çalışmasına göre 1960’lı yıllarla başlayan modern mali tarihimizde 30 civarında vergi aff ı yapıldı. Bunlar arasında özellikle 1960 sonrasında çıkarılanlar özel önem arzediyor. Çünkü mevcut vergi sisteminin temelleri bu dönemde yayımlanan Gelir ve Kurumlar Vergisi ile Vergi Usul Kanunları ile atıldı. Bu düzenlemelerin çok büyük kısmında afl ar, ‘vergi cezası’ ve ‘gecikme zammı ve faizi’ için uygulandı. Az sayıdaki afta ‘vergi aslı’ da uygulama kapsıma alındı. Ayrıca ‘stok aff ı’, ‘ek servet bildirimi’ ve ‘matrah artırımı’ da afl arın konusu haline getirildi.